18 Mayıs 2008 Pazar

Voltran

Mahmut dün bir şiir yazdı. Kimi pideye yazılmış dedi, kimi bir kangal sucuğa... Hatta bir final sınavına yazıldığını iddia edenler de oldu. Oysa ısmarlama olan şiirdi. Mahmut'a biri ısmarladı da öyle yazdı o şiiri. Ama Mahmut şiirde hitap ettiği şeyin şiirin kendisi olduğunu da hiç bir zaman söylemedi. Bunu maalesef Mahmut'un ağzından alamadık. O halde, şiirde bahsi geçen, kendisini Mahmut'a ısmarlayan şey, kaltağın teki de olabilirdi, birbuçuk yağlı iskender de... Zaten belki de, ikisinin pek bir farkı da yoktu.

Fekruh, bütün gün boyunca elinde kahvesi, başında kavak yelleri, dışarda çimlere uzanmış bir şekilde finaller için, içine bir çalışma isteğinin gelmesini bekledi. Nafileydi. Fekruh büyük bir yıkıma doğru gittiğini göremeyecek kadar kör, etrafındaki kızları çaktırmadan kesecek kadar açıkgözlüydü.

Fekruh cehennemde yanacaktı. Bilseydi... Ahh bir bilseydi...

Abuziyattin, sabah saatlarinde, EURO 2008'de Almanya'nın finale kadar yenilmesini istemiyordu. Almanlar yenilirse, bizim de yenilmiş sayılabileceğimizden korkuyordu çünkü. Tarih tekerrürden ibaretti ne de olsa. Öğlene doğru bu korkusunu en yakın arkadaşına açtı. Akşama doğru arkadaşı onunla ilişkisini kesti.

Mahmut, Abuziyattin ve Fekruh, çok yakın bir süre içinde Voltrandaki gibi birleşerek Geyik Mühendisi'nin bizzat kendisine dönüşeceklerini henüz bilmiyorlardı.

Evet. Doğruydu bu.

Oh yeahh!..

Devamını Okuyun >>>

17 Mayıs 2008 Cumartesi

Yine Karaladım

Ismarlamaydın,
Çok belliydi.
Hatta ben de değil,
Sen istetmiştin,
Bir buçuk "sen"i.
Evet ısmarlamaydın.

Olmadı,
Bencil siparişin çabuk karıştı kana.
Kolay tükendi.
Yazık,
Hızlıca gidiverdi sona.
Bir "an" bile yakalasam yeterdi hani,
Maalesef,
Kadrajım yetmedi.

Ismarlamaydın,
Çok belliydi.
Hatta kendi siparişindin ya.
Unuttum sanma.
Kolay değil, bir buçuk sen!..
Bir tanesi sana,
Yarımı,
Numune olsun diye
Bana
...

Burda bitebilir de,
Ama devamı da gelebilir aslında bu şiirimsinin :))
Şöyle ki,

O değil de,
İyi ki yarımın bana kalmış be güzelim...
Yoksa bir tane bütününü almaz bu mide.
Kolay kolay kabullenemez zaten hiç bir bünye.

Hadi gidelim Geyik Mühendisi
Hadi gidelim yolumuza.
Hadi lan...
Gidiyoruz biz.
Biz gidiyoruz
Siz gidiyorsunuz
Onlar gidiyorlar.

"Sen" kalıyorsun!

Devamını Okuyun >>>

15 Mayıs 2008 Perşembe

Şizofreniyatım - 5

Azizim Günlük,

Bu sabah internetten gazete okumaya bir son vermek için, gittim en yakın bakkaldan 7 farklı gazete aldım. Her sabah gitmeyeyim diye artık haftalık toptan alıcam gazeteleri. Her gün için bir gazete... Sonra bir dahaki haftaya perşembe günü bi kere daha 7 tane... Öyle öyle gidicek. Sıkıldım monitörden gazete okumaktan. Eskisi gibi olsun istiyorum. Balkonda, açık havada, önümde çayım, elimde gazetem...

Gerçi sonradan burada balkon olmadığı aklıma geldi ama iş işten geçmişti.

Neyse işte, gazeteleri alırken bakkal amcaya sordum, "Var mı kupon filan ?" diye. Ne kuponu dedi. Çanak çömlek dedim. Yok güzelim dedi, onlar eskidendi, artık vermiyorlar çanak çömlek. "Ozmo ?" diye sordum. "Hani şu ingilizce öğreten ?". Yok dedi. "Cep telefonu ?". O da yok. "Ansiklopedi ?". Yok. Bakkal amca üzüldüğümü gördü. "Ama yağım var, unum var istersen helva yapayım sana." dedi. Çok sevindim, olur dedim. Sağolsun bakkal amcanın da helvasını yedim işte sabah sabah. Sonra, öğlen duydum cenazesini kaldırmışlar. Şok oldum. Mahmut Tuncer de gitmiş cenazeye. Alışverişini hep o bakkal amcadan yaparmış meğerse. Allah rahmet eylesin.

Günlük, bugün yurtta sular kesildi. Zaten bir haftadır da bıcı bıcı yapmamıştım, iyice kokmuş, leş bir duruma dönmüştüm. Bu haberi alınca birden dünyam karardı günlük. En az bir hafta yokmuş sular. Bu da kolay bir matematiksel hesaplamayla iki hafta duş almamış olacağım anlamına geliyor. Hamama gitsem ayrı bir dert, derimin yüzülmesinden hiç hazzetmiyorum. Geçen sene bu zamanlar gitmiştim hamama, tellak denilen şahıs masaj yapacam derken kolumu çıkardı iyi mi... Çok sinirlendim kızdım, ama adam izbandut gibi bir şeydi, ayrıca bir kolum da devre dışıydı. Bir şey diyemedim.

Çok kokuyorum be günlük... :(

Devamını Okuyun >>>

13 Mayıs 2008 Salı

Acayip Hayvanlara Benziyorsun

- Kertenkelenin kuyruğunu koparacam diye üstüne basarken, ayağın ayarını kaçırıp kertenkelenin vücudunu ezip patlatsak ne olur? Vücudunu tehlike bölgesinde bırakan kuyruk kaçıp gider mi?

- Peki karıncaları kibrit kutusuna doluşturup, dondurucuya koyup bir gece bekletirsek ne olur?

Ben bunu küçükken denemiştim.
Sonuç çok şaşırtıcı.
Donuyorlar.

Sonra onları mini kraker gibi katır kutur yiyebiliyorsunuz.
Lezzetli değil ama merakı iyi gideriyor.

[ Annem ozamandan bu yana buzdolabına karıncaların girdiğini hiç bilmedi. Bilmesin de... ]

- Bu dünyada sizce uğur böceklerine kaç çift terlik ve pabuç borçluyuz?
Hangimiz verdiğimiz sözü tuttuk ha? Hangimiz bu böceklerin gözünde pis ve leş bir yalancı konumuna düşmedik ki?
Yazık değil mi bu hayvanlara? Bu kadar mı kolay duygularla oynamak, bu kadar mı kolay bir hayal dünyasını yerle bir etmek?
Hayvan olan kim burda?

Dayıoğlu Uğur'a koşması karşılığında bir çift Nike sözü vermek yemez ama değil mi?
O da Uğur değil mi kardeşim?
O da uğur bu da Uğur!
Niye böyle yapıyoruz?
Niye üzüyoruz beni?

Uğur, bu arada acayip hayvanlara benziyorsun! Hakkat bak! :)

- Bir gün balıkları öldü diye onları bütün gün ağlayarak elinde taşıyan çocuk mu daha hüzün vericidir yoksa ellerinden balıkların alınması ve gözlerinin önünde çöpe atılması karşısında daha da çok ağlayan çocuk mu?

Tahminen 12-13 sene oldu. Bilmiyorum, bilmemne çöplüğünde molekülleriniz hangi tip enerji çeşitlerine katıldı ama, hala aklımdasınız solungaçlı yaratıklar! İsim koymamışım ozamanlar size kusura bakmayın, nüfus müdürlüğüne bi uğrayıverin öteki tarafta!

Devamını Okuyun >>>

11 Mayıs 2008 Pazar

BÖ 2008



Valla gençler, Elişa'ya dediydim o kadar 20 yaşında körpe bir şampiyon blogcu mu, yoksa 35'inde modası geçmiş bir holivud aktörü mü diye?
Mantıklı kararı vereceğini bildiğimi söylemiştim.

Gelmedi partnerim olmaya. Zaten biz de şampiyon blogcu olamadık. Haklıymış kız yani. Doğru tercihi yapmış. Olsun. Kader, kısmet işte...

Her ne kadar 17 tane adayın arasından 3. olarak başarı gibi gözüken bir tatminsizliğe yol açtıysak kusura kalmayınız. :))

Destekleyen herkese çok çok teşekkür ediyorum. Sağolun, varolun!

Devamını da okumayın boşuna, zira devamı yok... :)

Devamını Okuyun >>>

08 Mayıs 2008 Perşembe

Çin


Resim 1.1 Eti CİN... Alakasız tabi...

- Çinlilerin gözleri aslında çekik değil. Onlarda farklı olan tek şey, göz kapakları. Dikkat edin, gözlerini çekik sandığınız çinlilerin göz kapaklarına iyice bakın. Bizimkiler gibi içe çökük değil onlarınki. Dümdüz. Perde gibi... Bu da göz yanılgısına neden oluyor. Sanki biri almış da gözü sağdan ve soldançekip uzatmış gibi bir hava veriyor. Yok öyle bir şey. Bir gözün, başka göze oynadığı bir oyun bu.

Böyle hain bir şey işte bu gözler. Kendi türüne çok rahatça ihanet edebiliyorlar. Kimisi bakarken "Seni seviyorum!" der, ama arkasında gizlediği gerçekler farklıdır, kimisi küçük Emrah gibi bakar ama dünyanın en zengin insanını saklar.. Böyle namussuz, böyle yalancı, böyle düzenbaz, böyle cibilliyetsiz bir organdır göz. Güzel gözlülerden korkucaksınız!

- Çin'den gelen motorsikletleri almayın diyorum. Vermeyin şu meretlere para. 30 taneniz toplanın, paraları birleştirip bana verin. Ben kendime bir Harley alayım, kaliteden ödün vermeyelim.

- Eskiden Çin'de kız çokmuş, öyle ki fazlasını Hun Türklerine, Göktürkler'e ihraç ediyorlarmış ( Bazen de bizimkiler gidip, alın teriyle söke söke alıyorlarmış, o ayrı ) ama, artık devir değişti. Çin erkekleri artık umutsuz durumdaymış. Her 100 kıza 119 erkek düşüyormuş. 2020'de de bekar erkeklerin sayısı 30 milyonu geçecekmiş. Hahaha gülüyorum bu duruma... İşte ben buna gülerim...

Ama ya ülkemde de durum buysa? :(
İşte ben buna söverim...

- Adamlar ödlek... Hep savunma oynamışlar tarihte. Ulan insan arada der, biraz da ben saldırayım şunlara diye ama yok... Bana saldırmayan Türk bin yaşasın demişler, kendilerini o ünlü barikatın arkasına saklamışlar. Zaten iki savaş zevkimiz varmış, onun da içine etmişler. Pis mızıkçılar!..

- Osmanlı Asya'da kurulsaydı, Fatih Sultan Mehmet Çin'i de kuşatırdı. Orayı da fethederdi. Gerekirse, okyanustan Asya'nın bozkırlarına gemi yürütürdü. Yavuz Sultan Selim tüm Çin Hazinesini ele geçirirdi. Kanuni de Hürrem'i bir Çin kızıyla aldatırdı. Ama tarihte "-saydı"lara yer yok işte... Bir tek Ogün Sanlısoy saydı... O da pek tarihi sayılmaz...

- Şaka maka parayı kırdı adamlar. Korkaklar, kısalar, kızsızlar ama para onlarda. Tühh!..

Devamını Okuyun >>>

Önceki Yazılar
 
Feed Burner - Yazılar ATOM - Yazılar ATOM - Yorumlar