01 Ekim 2009 Perşembe

Severim Şeftaliyi, Yalarım ÖSS'yi


=> Bana portakal olsun, elma olsun, gerisi boş olsun. Bir yerden bedava mandalina bulayım mesela, işte o zaman hayat güzel bana, işte o zaman huzur doluyorum. Lavabo da meyvenin hakkıdır bence; orda sadece şeftali yıkanmalı, erik temizlenmeli. Nerde meyvenin hakkını gasp etmiş bir ayak görsem işte o zaman çıldırıyorum, o zaman muz olup giresim geliyor o ayağa, bir baltaya sap olup kesesim geliyor parmaklarını..

=> Matematik sorularında x'e değer vermenin önemini çok geç fark eden arkadaşlarım var benim. Yıllarca hepsi x'e hayvan muamelesi yapmak gibi bir hataya düştüğü için, x kendisini hiç bir zaman onlara göstermedi. Gücendi, kırıldı... Olmaz! Öncelikle x'i seveceksin bir kere, kaleminin ucuyla başını okşayacaksın. O zaman kazanamayacağın ÖSS, o zaman belini bükemeyeceğin deneme sınavı, o zaman paranın 3/5'ini hesaplayayım derken kapanan kırtasiyeden eli boş döneceğin günler kalmayacak.

=> "2 kişi 1 saatte sevişiyor. 3 kişi bu işi 2 saatte hallediyor. 5 kişi önsevişme dahil tüm işlemi ne kadar zamanda bitirir?" gibi bir soru geldiğinde soruyu boş bırakmak en hayırlısı bence. Ayıp işlere burnunu sokma azizim, günah yazar. İlla bir şeyler cevaplayacaksan, havuzu işeyerek dolduran çocuğun işeme debisini bul, olmadı işçilerle takıl. Ama yok, senin kanında ille de ayıp etmek varsa; işte o zaman vay sana, vaylar sana.

ÖSS'ye mecburen girilecek diye bir şey de yok. Girmeyin abicim. 2 sene kimse girmesin , bak gör nasıl tutuşuyor ÖSYM.

Bir de ben ÖSS'ye 'banko', 'sistem' oynama gibi yenilikler girsin istiyorum. Çifte şans olsun mesela, öğrenci iki şık işaretlesin doğruyu buldurursa yarım puan alsın.

=> Burdan ÖSYM'ye seslenmek istiyorum ayrıca.
2005 senesinde her yaptığım 4 yanlış için benden hunharca alınan doğrularımı geri istiyorum. Faiziyle istiyorum hem de. Pişkin pişkin yattınız doğrularımın üstüne. O doğrularla borsaya girseydim, şimdi 2 ÖSS'de ful çekecek kadar doğrum olurdu. Yediniz uLan hepsini!

Ama Devamı da Var!! >>>

26 Eylül 2009 Cumartesi

Şişman Geyiğin Boynuzu Kalın Olur


=> Ramazanın ikinci günü pide kuyruğunda kaybolan alt komşunun çocuğu Ramadan'ı davulcunun peşinde ya da Yaşar Alptekin'in yanında görüp dedikodu yayarak tongaya geldik efenim. Orda burda hovardalık yaparken görülen Ramadanların sahte Ramadan oldukları bilgisi sabah saatleri itibariyle apartmanımıza ulaştı. Asıl Ramadan'ın nerede olduğunu ve olayın ardında daha ne gibi gizli işlerin döndüğünü şu an kimse bilmiyor. Facebook'ta kurulan Ramadan Fun Clup üyeleri bulduklarını tekrar kaybetmiş olmanın etkisiyle büyük şok içindeler. Kafasına Ramadan bantları bağlayıp ağlayanlar mı dersiniz, Ramadan'ın adını göğsüne jiletle kazıyanlar mı dersiniz... Ne tipler var. Ramadan pide hamuruna karışmış olabilir tezini savunan komiseri ise bir görseniz. Bir havalarda, bir havalarda... Ben size demiştim der gibi yiyor şu an öğle yemeğini. Çok ilginç.

Ben yine de eğer şu an okuyorsa Ramadan'a seslenmek istiyorum.

Ramadan!
Döneceksen Roma'dan dön.
Dönmeyeceksen de Allah belanı versin!
Çember daraldı olum, akıllı ol!

=> Trakya Alkolseverler Derneği olarak belediyelerin bağlık, bahçelik ve bostanlık yerlere betonarme bina inşası için izin vermelerini protesto ediyoruz. Olmuyor usta! Oraya bina dik, şuraya apartman yap, buraya alışveriş merkezi kur. Peki biz nerede içecez uLan? Trakya alkoliklerinin doğal yaşam alanlarının tükendiğinin farkında mısınız? Şşşş, alooo, ayıp oluyor. Lütfen ama!

=> Olimpiyatlarda 1500 metre koşusu için takıma niye Mirkelam alınmaz, ben bunu hiç anlamam. Adam hem İstiklal Marşı'nı okuyup hem de koşabilir pek ala. Bunu daha seneler öncesinden kanıtlamış bir insan Mirkelam. Var mı böyle başka sporcu?

Mesela Eurovision'a Türkiye adına neden Mirkelam katılmaz, bunu da hiç anlamam. Adam yarışma akşamı hem şarkısını söyleyip hem de tüm ülkelere bir koşu uğrayıp dönerek oy toplayabilir pek ala. Var mı böyle başka şarkıcı?
Var mı lan?
Var mı yok mu?
Acun sana soruyorum!

=> Bazen gitarımı alıp uzaklara, çok uzaklara gideyim istiyorum. Dağa çıkayım mesela, İbrahim Tatlıses'in doğduğu mağaraya gireyim, Aslan Kral'ın ormanında iki volta atayım. Gitar hep sırtımda olsun bu arada. Hiç çalmayayım ama sanki her an çalacakmış gibi de bir hava yaratayım. Dağ, bozkır, yayla, plato, maki demeden dolaşayım doğanın ortasında. Aradan yıllar geçsin, ben hep dolaşayım böyle. Sonra bir gün özgür kız çıksın karşıma. Kızsın bana. Beni, kendisini taklit etmekle suçlasın. Kalbimi kırsın. Hor görsün mesela. Bu arada gitar hala sırtımda olsun.

Hep yollarda gideyim istiyorum. Amazon ormanlarından, kutuplara. Sahra çölünden, Hiroşima'ya. Yanıma özgür kızı da alayım mesela. Gelmek istemesin, ben zorla götüreyim. Gitar hala sırtımda olsun bu arada. Özgür kızı ataçla sırtımdaki gitarıma tutturayım. Özgürlüğü piç olsun.

Gitar ağır gelirse, keman da olur. O da olmazsa flüt olur. Onu yanıma alırım. Yeter ki okul açılmadan uzaklara kaçayım ben. Bak aklıma geldi, fena oldum yine.

Ama Devamı da Var!! >>>

20 Eylül 2009 Pazar

Seksi Teraneler


=> Satranç oynarken usta beyinler bilmem kaç hamle ilerisini görebiliyorlarmış. Arkadaş söyledi bunu bana. Karpov mesela 13, Kasparov 14, Vassily ebesinin .mı kadar görüyormuş. Şaşırmadım ama. Niye şaşırayım? Benim ülkemin insanı, mesela bir Mahmut abi olsun, bir Hayri amca olsun; bunlar tavla oynarken zarlarla birlikte 15 hamle ötesini görebilen adamlar. Hatta günlerindeyseler eğer, tavlayı açtıklarında daha hamle yapmadan kimin kazanacağını görüp oynamadan kapattıkları da oluyor, sen ne diyorsun. Heyt yavrum, Karpov kaşısın kendini.

=> Yine aynı arkadaş salladı. Papua Yeni Gine'de cinsellik eğitimi çok büyük bir disiplinle veriliyormuş. Öyle bir disiplin ki bu, toplucana yaptıkları uygulamalı tatbikat derslerinde eğitimi veren kişi tamam demeden 'gel'enin ya da eğitimci tamam dediği halde 'gel'meyenin çükünü kesiyorlarmış. Herkes aynı anda, senkronize şekilde yapıp bitirmek zorundaymış. Bir nevi askeri sistem gibi.

Bacaak omzaa!!
Uygun adım içeri, marş!
Bir ki, bir ki
Bir ki, üç dört
Bir ki, bir ki
Ritmi bozma!
Gir çık, gir çık
Kıt'a dur bir ki!

Oh yeahh, fuck'n roll !!

=> Yahu bir reklam oynuyor televizyonda. Ramazan diye bir çocuk var. Bir de Bayram var, o da Ramazan'ın kardeşi. Bayram geliyor yemek masasına oturuyor. "Bayram geldiii Huhuuyehuuu!!" şeklinde diyaloglara girişiyor aile büyükleri. Ramazan'ı takan yok. O sırada Ramazan'ın tabi iç dünyasının nasıl olduğunu bilen de yok. Belli etmiyor ama içten içe suratı asılıyor garibimin. Daha 1 ay önce kraldı tabi. Geldiğinde davullarla karşılanmıştı, şimdi yerden bitme Bayram gelince ikinci plana, ele ayağa düştü. Yakışmadı tabi bu reklam. İnsanlık namına yakışmadı. Üzülüyor şimdi o mübarek Ramazan, biliyor musunuz? Yazık... Ramazan'ın duygularıyla oynanmasına izin vermem arkadaş. Ne lazımsa yaparım. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine'e gider, bir çaylarını içer gelirim.

O değil de, ben ailenin diğer üyelerini, mesela bir Recep'i, bir Şaban'ı ya da Muharrem'i de o masada göremedim. Onları hepten sallamışlar demek ki. İçim cız etti.

=> Biliyorum, sizlerin evinde de birer adet Bayram var bugün, dostlar. Hepsi mübarek olsun onların. Adam olsun, efendi olsunlar.

Ama Devamı da Var!! >>>

15 Eylül 2009 Salı

İki Bin İki Terane

=> Yaşar Alptekin ile birlikteydi. Kendi gözlerimle gördüm. Bir masa başında hurma yiyorlar, otostop çeke çeke hacca nasıl gidebilirler, onun planını yapıyorlardı. Anlaşılan Ramadan, Alman davulcuyu şutlamış, dindarlık geleceği çok parlak olan Yaşar Alptekin'e sarmıştı şimdi de. Sonradan duyduğuma göre bir Ramazan programının çekimlerinde tanışmışlardı. Sahur vakti davulcuyla sokak sokak gezen Ramadan'ı elindeki bir adet mikrofon ile cezbetmişti Yaşar. Evet, davulun sesi uzaktan hoş geliyordu ama mikrofonun hoparlörlerden çıkan sesine de istenilen ayar çekilebiliyordu pekala.

Ah Ramadan ah... Bir ordasın bir burda. Bir an davulcunun arkasındasın, bir an Yaşar'ın önünde. Belkide şeytan taşlarken kalacaksın bir sürü hacı adayının altında; kim bilir belki de çıkacaksın üste. Rüzgarın savurduğu bir kınkanatlı hayvanı gibisin. X ve Y'de varsın ama Z koordinatında kayıpsın Ramadan. Hadi hayırlısı...

( Ramadan kim lan? => 1, 2, 3 )

=> Geleceğin meslekleri listelerinde hala "Geyik Mühendisliği"ni göremiyorum ya, bu beni çok üzüyor. ÖSS gençliği çok yanlış yönlendiriliyor azizim. Dur bakalım nereye kadar.

=> Milletin sitesine ne Googlelar gitti de milyon dolarlar teklif etti; Geyik Mühendisi'ni satın almak için gele gele bizim 'Bakkal Ender' gelip teklifte bulundu. O da ne teklif ama; "Gel sen bana şu geyik siteyi sat; sen de kazan, ben de kazanayım. Ama yanımda bozuk para yok şimdi. Şurdan iki sakız al, anlaşalım." dedi.

Hadi Google'ı geçtim be aga, o kadar yükseklerde gözüm yok. Ama hani üniversiteye gelince, hani mühendis olunca kızlar teklif ediyordu? Bakkal Ender ne iş lan? Onu da geçtim, iki ciklet parası ne lan?

=> Geçen gece rüyamda 'Var mısın Yok musun'daydım. Azizim, inanır mısın 500.000'lerin 5'i de benim kutumdaydı. Son ikiye 6 kutu kaldığında büyüğü hissetmiştim aslında, yalan yok! Ama "nasılsa beş dakika sonra uyanacam, bu paraların hepsini öte tarafa götüremem ki" diyerekten kutuma gitmedim. Belki uyandıktan sonra kutu bana gelir diye düşündüm.

Uyandım, yatağın altına baktım.
Yastığın altına baktım.
Yoktu. Gelmemişti.
Ağladım azizim.

Ben uyanırken Acun'un arkamdan seslenişi hala kulaklarımda çınlıyor şimdi.
Ve kutu "Yokum!!" diyooor...

Ama Devamı da Var!! >>>

13 Eylül 2009 Pazar

Biz Evleniyoruz!


Ev bakıyoruz biz İstanbul'da lam.

- Dublex ama öğrenci işi olsun, doktordan ama ucuz olsun; müstakil olsun, parti yaptığımızda kapıya alt komşu dayanmasın istiyoruz.

- Ünlülerin yaşadığı yerde olsun. Benim odamın camı Tuba Büyüküstün'e baksın, bir diğer oda Didem Erol'a, bir diğeri komşu kızı Elisha Cuthbert'e, ortak salon Megan Fox'a açılsın istiyoruz. Tuvalete Nihat Doğan kafidir deyip geçiştiyoruz.

- Evde tek başına biri kaldığında korkutucu olsun; üst kattan fısıltılar, alt kattan ağlayan bebek sesi gelsin istiyoruz.

- GSM operatörlerini iyi çeksin, wayırısla kablonun olmadığı zaman da internete girebilelim istiyoruz.

- Ticaret yollarının üstünde olsun ki bahçeye kuracağımız dönerci platformu iş yapsın, döner sermayeyle biz de zengin olalım istiyoruz.

- Karadeniz'e kıyısı olsun, azgın dalgalarla boğuşsun istiyoruz.

- Nevizade'ye yakın, okula uzak, geceden kalma sabahlarda da okula gitmemek için bahanemiz olsun mesela.

- Reina'ya da yakın olsun, ordan çıkan sarhoş bayanlar geceleri evlerine tek başlarına gidemezler ya, işte onlara tek gecelik konaklama babında yardım edelim istiyoruz. İkinci gece için "Allah versin." diyoruz.

- Biraz tarihi olsun; içinde aşiret dizisi çekelim, tüm Türkiye çapında tutulalım istiyoruz.

- Kendinden hazır hizmetçisi, uşağı, aşçısı olsun. Ünlü komşularımız ziyaretimize geldiğinde en güzel servisi yapsınlar istiyoruz.

- Garajında şoförü, şoförün de kendi limuzini olsun; benzin bize girmesin istiyoruz.

- Bahçesinde ayçiçek yetişsin; o kadar harcamanın içinde bir de gidip çekirdeğe para vermeyelim istiyoruz.

- Çitler bahçeye paralel uzansın, dikine gitmesinler istiyoruz.

- Her odaya bir bilgisayar, her bilgisayara iki işlemci olsun, her işlemciye de dört işlem bilecek kadar akıl fikir eylesin Allah; diye dua edip büyüklerimizin bizlere yardımcı olmasını, hükümetin sözünde durmasını, büyük başkanın el sallamasını istiyoruz!!

Öğrenciyiz be abi. Sanki çok şey mi istiyoruz...

Ama Devamı da Var!! >>>

Önceki Yazılar
 
Add to Technorati Favorites Bloxooda Geyik Mühendisi Other Languages Blog Directory Society Blogs - Blog Catalog Blog Directory Blog Flux Directory Join My Community at MyBloglog! Clicky Web Analytics