=> Benim bir arkadaş var, o kadar çok ağırlık kaldırdı, vücudunu öyle geliştirdi ki, kasları en sonunda bilinç kazandı. Apayrı birer varlık oldular. Bağımsızlık mücadelesi veren bu kaslar, bir sabah arkadaşın vücudunu terk ederek özgür dünyaya aktılar. O şimdi kassız.
=> Çocuklarına her hafta 3 doz "Yemedim yedirdim, Giymedim giydirdim" nutukları çeken anne ve babanın futbolcu olan oğullarının bir maç sonrasında verdiği röportaj: "Bu maçta gol atmadım ama attırdım. Taç kullanmadım ama kullandırttım. Asist yapmadım ama yaptırttım. Penaltı kurtarmadım ama kullandığım penaltıyla onu bile kurtarttırdım. Bir oyuncudan daha ne bekler ki bir takım. Değerimi bil ey taraftar!"
=> Hadi kasları geliştirdin, sonra da isyanı bastıramayıp onları kaybettin, olsun, sana yine hayat devam eder. Ali'ye de eder. Hatta Mahmut'a da devam eder. Sen yine yaşarsın, yine sever, yine sevilirsin. Mahmut ile Ali de yaşar, sever ve sevilirler. Nihayetinde hayati bir problem teşkil etmez yani. Giden kas olsun, mühim değil. Ama bir düşünsene, ya spor salonunda değil de geceleri yatakta spor yaparak gelişim göstermeye çalışsaydın? Ya çok gelişen küçük Behlül özgürlüğü için isyan başlatsaydı? Ya onu durduramasaydın? İşte o zaman hayat Ali'ye devam ederdi. Mahmut'a da ederdi. Ama bence sana etmezdi.
=> Yaptığım resme, birer saniyelik iki bakışta 73 puan veren resim öğretmenim oldu benim. Hiç anlamadım. 70 ya da 75'i anlardım. 73'ü anlamadım. Bir gün yine 73 aldığım başka bir sınıf içi resim festivalinde "2 puanı nerden kırdın lan godoş?" diye sorduğumda, bana "2 puanı nerden kırdığımı değil, 3 puanı nerden verdiğimi düşünmelisin bence" diyerek beni felsefeyle tanıştıran resim öğretmeni de aynı kişiydi. Hatta bir keresinde, çizdiğim 'tahta başında soru çözen öğrenci' temalı bir resimde öğrenciye dört işlemi yanlış yaptırttığımı görüp, işlemin doğrusunu bana öğreten, bana matematiği sevdiren resim öğretmenim de oydu. Tüm bunların dışında bir keresinde de, 'kesilmiş kedi' temalı resmime baktıktan sonra, bana bunu çizdirten sosyal toplumun etkileri üzerine muazzam analizler yapmasını da es geçmek istemem. Onun sayesinde sosyal bilgiler dersini de sevmişimdir. Ağalar, öyle bir resim öğretmenim oldu ki benim; bana resmi hiç sevdirtemedi kaltak.
=> Ve ben gün geçtikçe büyüyen göbeğimin, arkadaşımın o özgürlük düşkünü, vücut haini kaslarını örnek alacağından korkuyorum. Allah'ım bunu bana yaşatma sakın. Çünkü göbek bu, giderken yanında kimbilir nereleri götürür. Doymaz o şerefsiz!




















5 Geyik Var - Sen de Öttür Borunu !:
ahahhahahahah
abi gene döktürmüşsün ama bir yerde mantık hatası var :D
Eğer gol atmamış attırmışsa asist yapmış olur :P
Her hafta dört gözle bekliyorum(z)
Erol; rakibe gol attırmışsa asist olmaz :D
Bu kasların özgürlük düşkünü olup olmadığının tespitini önceden yapmak ya da göbeğin götüreceği kesimi tespit etmek mümkün mü ? Ona göre bi' gelecek inşa etmeliyim de.. :)
Erol, Tembel'in dediği gibi. Ne şekilde attırdığını bilmiyoruz :)
Burak, geleceğini risklerin üzerine değil, mütevazi planların üzerine kur derim. :)
çok güldüm okurken=) hep böyle devam edin. henüz yeni keşfettim blogunuzu, ama artık takipteyim=) benim bloguma da beklerim bu arada
Yorum Gönder
- Yüreğiniz yukardaki yazıya yorum yazmak istiyorsa, lütfen sesini dinleyin. Yazması bedava la!
- "Ohoo! Ben şimdi yorumumu göndermek için Google hesabıma, şu hesabıma, bu hesabıma girmek için mi uğraşacam lan!" diyorsanız profil olarak "Adı/URL"yi seçip, sadece adınızı bile yazarak hiç bir hesaba girme uğraşı vermeden yorumunuzu gönderebilirsiniz. Öyle de kolaylık sunduk. Sırf sizler için.
- Ha ama aranızda "Benim Google hesabım, Open ID'im bilem var!" diye hava atmak isteyenler olabilir. Onlar da hesaplarına pek ala buyurabilirler. Başka bloglarda 3 dk tutan hesaba giriş süresi burda 2 dk. Gel abi.