24 Mayıs 2009 Pazar

NSS ( Nadir Sorulan Sorular )

Yananı görür mü Allah?

Allah her şeyi gören, her şeyi bilendir. O yüzden yanıyorsan eğer telaş etmene gerek yok, O seni kesinlikle görüyordur. Ama yanan kişi Allah'ı görüyor mu, işte orası çok önemli. Asıl bunu sorman lazımdı be aslanım. Senin sorunun cevabını zaten zamanında Bülent Ersoy vermiş. Hiç mi dinlemedin Bülent ablayı? Ayıp!

Herneyse... Eğer yanan zavallı, Allah'ı görüyorsa; o zaman onun vay haline. İşte o çok fena. O zaman anlamalı ki, o insan evladı bu dünyayı çoktan geçip gitmiş de ruhunu öteki tarafa nakletmişler bile. Adresi bile belli. İşte o zaman çok kötü. Ama işte o zaman hak ona. İşte o ilah-i adalet. Ne sen üzül ona, ne ben üzüleyim. Kim bilir kimi yaktı da şu fani dünyada, gitti cehennemde odun gibi yandı. İşte o zaman çok sıcak. Çok hot. Artık bu fani dünyada karşı cinsi eritip bitiren nasıl ateşli bir sıcaklığı vardıysa ki; orada "Bu sıcaklık sana yetmez, sen daha iyilerine layıksın." dediler. İşte bu çok seksi. Velhasıl bu fani dünyada ne kadar alkol tükettiyse hepsi mazot olarak geri dönecek orada ona. İşte bu çok alev çıkartıcı. Ama neresinden? Onu ben bilmem. Gidip yanıp öğrenebilirsin. Biliyorsun bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Gel bu akşam bir 70'lik devirelim, cehennem vizeni ben vereyim. Kömür ihracı yapıyorum ben burdan oraya. Orda ihtiyaç çok.

Tek başına mı yazıyorsun? Bir de espirilerinin kaynağını görebilir miyiz?

Tek başıma yazıyorum. Ben çok yalnızım çünkü. Bu kalabalık şehirde etrafımda herkes yabancı bana. Bir ben varım tanıdık. Bazen dışarıdan takviye kuvvetler talep ediyorum, yazılara yardım etsinler diye. Onlar da sırf Geyik Mühendisi'nin hatrına geliyorlar. Yoksa benim için kılını kıpırdatacak insan yok şu dünyada. Öyle bir sevilmiyorum yani. Yalnızlık bana helal, şu Semih denilen bir p.ç var yan blokta ona da haram. Niye böyle oluyor, valla bilmiyorum. Zira soracak insan da yok yanımda. Öyle bir yalnızlık benimkisi.

Esprilerimin kaynağını göstermeyi çok isterdim. Ama gel gör ki zamanında çok açıp gösterdim. Sonra aklını yitiren mi dersin, korkup kaçan mı dersin.

Göstereyim mi?
Ne dersin?

=> Sen de şu dünyaya dair bir şeyler merak ettiysen, utanma, iletişimden/Info'dan sor. Öğretmenlerin bile hoşuna gidermiş öğrencilerin soru sorması. Fantazi meselesi işte bir yerde. Kimisi sever; kimisi Orhan, Müslüm olur, üzer...

Ama Devamı da Var!! >>>

21 Mayıs 2009 Perşembe

Öksürük Şov

Arkadaş öksürüyor. Öyle bir öksürüyor ki ben diyeyim binlerce, siz deyin milyonlarca mikrop yayıyor etrafa. Çok da pis bir herif zaten. Mikrobun, virüsün bini bin para kendisinde. Soluk verirken çıkardığı her karbondioksit molekülünün bir oksijen atomu kesinlikle hastalıklı, öyle diyeyim. Ya da "öyle bir öksürüyor ki eşkiyalar dağlarda dize geliyor" diyeyim. Beğenmediysen eğer, "çok şahane öksürüyor, her öksürüğü müzikal bir nota gibi kulaklarımda nağmeleniyor" da diyebilirim. Seç beğen al. Hangisini duymak istiyorsan. Hangisi işine geliyorsa! Subjektif bir öksürük nihayetinde. Kimine ters, kimine düz...

Arkadaş öksürüyor. Diğer bir arkadaş sırtına vuruyor. "Helal!" diyor. "Helal ulen!".
Anlam vermeye çalışıyorum. Niye helal lan? Nesi helal?
"Helal olsun!" diye devam ediyor diğer bir arkadaş. "Helal olsun ulen! Yiğit herif böyle öksürür işte. İnlet şu şehri, hey yavrumm bee!".

Arkadaş öksürüyor. Suratı morarıyor. "Helal!" diyerek sırtına çakmaya devam ediyor diğer bir arkadaş. Diğer bir arkadaşa dönüyor "Helal tabi yaa, herkes böyle öksüremez!" diyor. Diğer bir arkadaş da onu onaylıyor.

Arkadaş, diğer bir arkadaşların "helal" tezahüratları içinde öksürmesini sürdürüyor. Kahvede bir Cem Yılmaz şovundaymışım gibi hissediyorum kendimi. Arkadaşın öksürük şovu belli ki tutuyor diğer bir arkadaşların arasında. Bedava şov nihayetinde. İki çay parasına, bir de yutulan birkaç çeşit mikrop hatrına, yakışıyor "helal" sloganları böyle güzide bir ortama. Murat abi çayları yeniliyor. İki masa ötede tavlalar kapanıyor, iskambiller bir daha kesilmemecesine toplanıp bir kenara konuluyor. Potansiyel bataklar, öksüren arkadaş sayesinde batmaktan kılpayı yırtıyor. Öksürük bitip oyunlar tekrar başlamadan kahvehaneden hemen sıvışabilme derdindeler hepsi. Ne de çok potansiyel batak varmış meğerse bu kahvede. Şaşırıyorum.

Arkadaş öksürüyor. Artık mor da değil suratı. Sarı. Sapsarı. Bazen kırmızı. Bilmiyorum. Çok değişik. Suratı var mı yok mu o bile belli değil aslında. Komple ağızmış gibi gözüküyor bulunduğum yerden. Arada bir dili girip girip çıkıyor. O kadar. Etrafındaki diğer bir arkadaşlar çıldırmış gibiler artık. Kimisi arkadaşın sırtına, kimisi kafasına çakıyor bir tane "helal" niyetine. Kimisi tokatlıyor o koca ağzı. Saçında sigara söndüren bile var. Resmen dehşet. Koca bir vahşet. Korkuyorum. Çayımı bir dikişte bitirip, çıkmak için kalkıyorum.

Derken inanılmaz bir desibelle hapşuruyorum. Bir sessizlik oluyor ortamda. Derin, koca bir sessizlik. Arkadaş bile öksürmüyor artık. O da susmuş. Anlaşılan öksürük şovunun modası o an bitiyor. İstemeden yeni bir şov başlatıyorum. Diğer bir arkadaşlar bana bakıyor. Kimisi sırıtıyor, kimisi masum bir bebek saflığında tebessüm ediyor. "Çok yaşa aslanım!" diyor biri. "O ne biçim hapşuruktu lan! Helal valla!" diyor bir diğeri. Alelacele kapıya doğru bir hamle yapıyorum. Ama yetişemiyorum. Diğer bir arkadaşlar çok atik. Etrafım çabuk sarılıyor. Döve döve çok yaşatıyorlar beni. Allah'ıma kitabıma. Vallaha bak...

Ama Devamı da Var!! >>>

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Takıl Ağıma Canım, Tadına Bakacağım!


=> Konsere girmek için, sinemaya girmek için bilete o kadar para veriyoruz, sonra onu kapıda yırtıveriyorlar ya, içim gidiyor benim. Ulan öğrenci halimle son paramı vermişim belki o bilete ben. Ne biliyorsun? Bir çırpıda yırtmak onu yakışıyor mu sana? Kaç kere kavga ettim biletçibaşıyla sırf bu yüzden ben. Bilet yırtılmasın diye konsere girmediğim zamanlar bile oldu. Ayıp. Cidden çok ayıp. Gayrı ciddense kayıp.

=> Yararlı linkler serisi devam ediyor ey ahali! Geçen sefer verdiğim MyBrute.com'a yararlı diye girip aslında linkin gayet de yararsız olduğunu görünce bana aduket maviliğinde bir tepki gönderen insanlar vardı. Buradan onlara "bana ne yolluyorsanız size iki katı ulan!" diyerekten meydan okuyorum. Bu bir.

İki, şimdi gerçekten çok yararlı bir şey veriyorum. Tamam bir önceki linkin önemi acemiliğe kurban gittiydi. Kabul. Bu seferki çok farklı ama, çok faydalı. Vallaha bak. Omegle.com'a giriyorsun hacu, mükemmel seviyesiz sohbetlerle İngilizce'ni ya da daha büyük bir ihtimalle Türkçe'ni geliştiriyorsun. Ha sen şimdi "olm bu zaten yıllardır olan bir şey falan diyorsun", ben biliyorum. Ama ben işime gelmeyeni duymam. Bu da üç.

For example;

Geyik Mühendisi: say hi
Stranger: hi
GM: well done. you passed level 1.
Stranger: can i haz cheeseburger?
GM: no not yet.
GM: first you have to reach level 5
Stranger: :O
Stranger: whats lvl 2
GM: say my
Stranger: my
GM: well done. you passed level 2.
GM: you are in level 3 now
Stranger: lvl 3?
GM: you complete the half of the mission
GM: say first
Stranger: first
GM: well done. you passed level 3.
GM: you are in level 4 now.
GM: the last test
GM: say fucker
Stranger: :D
Stranger: fucker
GM: well done. you completed the mission...
Stranger: yippie
GM: you said "hi my first fucker."
GM: and i say to you "hi"...

Your conversational partner has disconnected.

=> M-iG'e yöneltilmiş günün sorusu:
"Oruç tutmadığımız gün için ne kadar para vermek gerek?"

Siz de cevaplarını bulamadığınız bu tip soruları "info"dan bana yöneltip cevaplarını er ya da geç bu sayfadan alabilirsiniz, aynı bunun cevabını alacağınız gibi...

Yeni bir kategori mi doğuyor ne?

Ama Devamı da Var!! >>>

06 Mayıs 2009 Çarşamba

Şizofreniyatım - 11

Azizim Günlük,

Biliyor musun bilmiyorum ama ben her ilkbahar zamanı yaz için form tutmaya başlıyorum. Hani Rocky her boks maçı öncesi 2-3 hafta yoğun programa giriyor ya, ben de öyle yapıyorum. Ama bu bahar biraz geç kalmışım. Çünkü form tutmaya başlamak için saatimin alarmını 5 Mayıs'a kurmuşum lan, çalınca fark ettim. 5 Mart olacaktı halbu ki. Mayıs, Mart ikisi de "Ma" ile başlıyor ya karışmış işte. Ben de aradaki açığı kapamak için dün akşam komple bir kutu ( 5 kilo ediyor kendisi ) protein tozunu çorbama karıştırıp içtim. Amacım bu sabaha kasları hemen çıkartmaktı. Lakin gel gör ki protein tozunun son kullanma tarihi geçmiş be günlük! Bozulmuş yani. Sabah bir kalktım, bir de ne göreyim? Alnımda baklava kaslar belirirken kıçımda pazular çıkmış. Kollarım göbek bağlamış. Salondaki boy aynası bile çok sinirlendi bu duruma, "Adam olmadan gelme bana!" dedi, kırdı beni. Onun sonu da pek farklı olmadı tabi. Dayanamadı bu halime. Çat diye çatladı.

Bu arada görüyorsun değil mi güzel Türkçe'min pratikliğini? Çat diye çatlamak, pat diye patlamak, tık diye tıklamak... Sen hiç pat diye çatlayan, tık diye patlayan gördün mü Türkçe cümlelerde? Görmedin. Bak Türkçe'de hayat kurgusu bile öyle sağlam işlenmiş ki. Öyle yani. Allah'ım ne güzel yaratmış.

Her neyse, bugün sırf bu yüzden yurt odamdan dışarı çıkamadım işte. Ve sanırım bu önümüzdeki yaz da hiç çıkamayacam. Bu sımsıcacık yaz günlerinde benimle işin çok günlük. Sayfalarına kustuğum içimi yine sen temizleyeceksin. Kimbilir, belki de kimilerinin benden döktükleri de sana kalacak. O çirkef gözlere inat, kendinin olmayan bir çok leş pisliği temizlemekle uğraşacaksın. Ama başaracaksın sen biliyorum, aslansın, yaparsın. Gerçi işin ne zaten mk. Melankoliye bağladık bak iki dakikada, sırf yazın bize sövme diye. Hayret bir şey...

Azizim Günlük,

Bazen su mu daha aziz, sen mi diye çok düşünüyorum da... Çok ikileme düşüyorum bu konuda. Beni affet. Kıskancım ben biraz çünkü. Zamanında, çocukken dedelerime su verirken bana hiç "Su gibi aziz ol evladım." demediler diye ne aziz olabildim, ne asil, ne de basit. Kompleksli oldum zamanla. Kulaklarımda sırt kası çıkmış, beyninde çok karmaşık sistemler içeren, zeka manyağı, çok kompleks bir adamım şimdi.

Dostlar sağolsun...

Ama Devamı da Var!! >>>

01 Mayıs 2009 Cuma

Geyikliler


=> Deli Petro falan hikaye... Tarihin en deli adamları hep Orta Asya'dan çıkan tiplerdir. Bak Timur'a, bak Cengiz Han'a, Bak Attila'ya... Bu adamlar öyle adamlarmış ki, kurdukları ülkeler bile kendi isimleri ile anılmış hep. Osmanlılar, Selçuklular, Timur İmparatorluğu... Dostlar, siz Henryliler, Petrolular, Davidliler, Konstantinliler diye Avrupa ülkesi gördünüz mü hiç, ha? Görmediniz. Göremezsiniz, çünkü bu adamların hepsi tırışkadan. Değil ülkeye kendi isimlerini verebilsinler, ben inanmıyorum ki savaş meydanlarına çıkıp ordularıyla beraber çarpışmış olsunlar. Utanmamışlar, bir de bu korkaklıklarını medeniyet adı altına saklayıp cesur Asyalılar'a da barbar diyerek işin içinden çıkmaya çalışmışlar, ama olmamış. Yemedim ben. Tarih bunların hepsini yazacak ey IV. Henry! Tarih yazmazsa ben yazacam. Olmadı, Beşiktaşlı Deli İbrahim'e anlattıracam gerçeği.

=> Dostlar, şimdiye kadar sizlere bir kere bile faydalı bir şey vermediğimi fark ettim bugün. Mesela bir blogger eklentisi olsun, mesela bir redtube'a girmek için DNS ayarı olsun, güzel bir mp3 linki falan... Hiç bahsetmedim bunlardan. Varsa yoksa dırdır ettim. Bu yüzden bir farklılık yapayım dedim bugün ve sizlere MyBrute.com diye çok salakça, ama çok da şahane bir oyun sitesinden bahsetmek istedim; ama sonra da MyBrute'ü sizlere her yumruk darbesiyle çok daha güzel özümsettirebilecek sevgili muhabirim Sharmute geldi aklıma. O yüzden MyBrute'ü Sharmute'yle tanırsanız güzel olur gibi.

Evet, Sharmute söz sende...

Ama Devamı da Var!! >>>