17 Mart 2009 Salı

Hollywood


Hollywood filmlerini izlerken, dünyaya ne zaman bir göktaşı düşecek olsa o koca dünyayı hep Amerikalılar kurtarıyor ya biz de acayip kıl oluyoruz bu duruma. Ama boşunadır bu kıl olmalar, bilesin. Evet, tabi ki dünyayı Amerikalılar kurtaracaktı, ne olacaktı ya? Biz mi kurtaracaktık? Hadi tamam, filmi biz çeksek diyelim, tamam göktaşı da Türkiye'ye düşsün, filmin ana karakterleri, aşk pıtırcıkları Hayri ve Hayriye gidip o asteroidi patlacaklar mıydı sanki? Aksine, "Allahım, göktaşı bize, biz sana geliyoruz!" diyerek göktaşını şarkılarla, ilahilerle karşılayacaklardı. Peki böyle senaryo mu olur? Göktaşı bile isyan eder bu duruma ki "Ulan ben böyle atraksiyonsuz heyecansız filmin ağzına sıçayım, rezil ettiniz lan beni. Gelmiyorum anasını satayım!" diyerekten allem eder, kallem eder bizim filmimizde yine gider Amerika'ya düşer. Ne de olsa alışmış kudurmuştan beter azizim. Ayrıca alışmadık götte don da durmuyor. E bize de Çağan Irmak filmleriyle ağlamak kalıyor. Ağlayın gaari.

Yine bu Hollywood'taki bilimadamların ne şeyim bir bilimadamı olduklarını vallaha da billaha da çözebilmiş değilim. Mikroskoplarına numune olarak ne getirseler "Ben şimdiye kadar böyle bir şey görmedim! Bu yepyeni bir hastalığın virüsü olmalı." diyorlar ya işte ben çok ayar oluyorum ona. Ulan sanki şu dünyadaki tanımlanabilmiş mikroorganizmaların hepsini gördün de, hepsinin moleküler düzeyde şeklini kafanda ezbere biliyorsun sanki de bunu tanımaya çalışıyorsun göz kararıyla. Ne dallama adamsın sen yahu. Ne diye heyecan yaratıyorsun durduk yere? Hödük müsün arkadaşım? Halbu ki senin o mikroorganizmayı tanımaman çok normaldir. Çünkü ben senin karizmatik bir mikrop sarrafı olmadığını, filmin o sahnesine kadar hayatında gördüğün tek mikroorganizmanın da sadece ele ayağa düşmüş E.coli'den ibaret olduğunu biliyorum. Hatta şimdi ben, E.coli'yi de kayıtsız şartsız direk E.coli olarak ezberlemiş olan senin o aptal beynine Escheria coli diye fısıldasam, "O ne lan? Yeni bir hastalık herhalde hemen karantina olalım." diyeceğini de bal gibi biliyorum. Yörü!

Bir de ben o korku filmlerindeki korkusuzca karanlık mekanlarda dolaşabilen başrol karakterlerinden çok korkuyorum. Hayaletten, cinden, periden korkmuyorlarsa Allah bilir daha nelerden korkmaz onlar. Düşündükçe korkutuyor bu insanı. Filmden ziyade asıl korkutucu olan budur yani. Korkun!

4 Geyik Var - Sen de Öttür Borunu !:

Megaloman dedi ki...

ne kadar film izledim tüm göktaşları..tüm uzaylılar..tüm felaketler..deep impact'ler:D tümü americanın başına gelir zaten...adamların geçmişi yokki azizim..bunlar ile avunup bunlar ile film yapıp bunlar ile REKORLAR kırıyorlar..bizde hayyraaan hayrann bakıpp off be adamlar ne yapmış diyoruz...sonra birde..kıssız,kılsız vs. adamlar ile de ağlayıp sızlıyoruz..kimse üzerine alınmasın dalarım...yani özet ile... ÖZENME Özendirme Türk evladı.. :D yaratıcı ol...kendin ol..sizleri seviyorum.. denizden ötesini bile :) tekirdağlı dostum bi görüşemedik seninlede :))

Sertalp Bilal dedi ki...

O kadar yorum yazdım blogger hata verdi iyi mi.. pffff

zuspus! dedi ki...

Bırak kurtarsınlar, bizde ossura ossura dünyanın keyfini çıkartalım.

Ece Cengiztekin dedi ki...

Çağan Irmak'ı geçtim, Mahsun filmleriyle ağlıyoruz artık.

Yorum Gönder

- Yüreğiniz yukardaki yazıya yorum yazmak istiyorsa, lütfen sesini dinleyin. Yazması bedava la!

- "Ohoo! Ben şimdi yorumumu göndermek için Google hesabıma, şu hesabıma, bu hesabıma girmek için mi uğraşacam lan!" diyorsanız profil olarak "Adı/URL"yi seçip, sadece adınızı bile yazarak hiç bir hesaba girme uğraşı vermeden yorumunuzu gönderebilirsiniz. Öyle de kolaylık sunduk. Sırf sizler için.

- Ha ama aranızda "Benim Google hesabım, Open ID'im bilem var!" diye hava atmak isteyenler olabilir. Onlar da hesaplarına pek ala buyurabilirler. Başka bloglarda 3 dk tutan hesaba giriş süresi burda 2 dk. Gel abi.