
Şiir falan deyince önce İbrahim Sadri beliriyor benim aklımda. Ergen bile olmadığım zamanlardı o zamanlar. Hani, amcaların "Kuş uçuyo mu?" şeklindeki sorularına, "Annem kafesten dışarı saldırmıyo ki amca! Göremedik daha uçup uçmadığını! Ama tükürmesini öğrettim geçenlerde" gibi masumane cevaplar verdiğimiz, her erkek çocuğun bir çükünün, her evde de bir muhabbet kuşunun olduğu zamanlar... İşte o zamanlardan bir zamanda Mr. Sadri, arkada hüzünbaz bir müzik fonu üstüne çok baba, çok kral şiirler okurdu. O, mahallede çocuklarla top kovalayınca, sokakta ağlamayan insan kalmazdı anasını satayım. Nasıl bir yetenekse, Vita kutularında çiçek yetiştirirken bile dinleyenleri, okuyanları ta kalbinden vururdu. Öyle bir şairdi yani, çok büyüktü. Orhan'ın, Müslüm'ün arabeski vız gelir tırs giderdi onun yanında. Cebinde iki gazoz parası, gönlünde tarifsiz rüzgarlar ile bildiğin ekol oluşturmuştu adam yahu. Arabalarında bangır bangır İbrahim Sadri dinleyip sokakları şiirle bezeyen gençler gördüm ben yav! Ben de çok özenmiştim ama. Ben de ağlatacam dedim bir gün. Oturdum ve yazdım. Yazdıkça daha çok yazdım. İbrahim Sadri'den etkilenip, hayata dair ne kadar saçma, ne kadar kolpa ve ne kadar sikko ayrıntı varsa bir ikon olarak kullandım hepsini şiirlerimde. Fakat yazdıklarımdan feci şekilde umutlu olmama rağmen sonuç tam bir hüsran oldu. İbrahim Sadri şafak kızıllığında ekmeği bölerken ağlayan tipler, ben akşam vakti karpuz keserken kahkahalarla gülüyordu. Ulan böyle çifte standart mı olurdu? O manavdan soğan alınca göz yaşlarını saklamaya çalışanlar, ben Hasan Bakkal'dan iki Trabzon ekmeği kaptığımda kahkahalarını saklayacak yer bulamıyordu. İbrahim Sadri değil, koyun sürüsü kıvamında yaşayan o tiplerdir benim asıl gelmek istediğim nokta. Bir şeye ağlayıp, farklı görünüm altındaki aynı şeye bu sefer gülen, beyin süzgeci denen şeyden nasibini alamamış hırbolardır o noktanın tam ortasındaki boşluk. Yani bir gün televizyonda İbrahim Sadri okuyup intihar etmiş bir malın haberini görseler, "Aboov bu adamın şiirlerine millet intihar ediyor. Biz niye duruyoruz? Yürüyün gençler!" deyip imamın kayığından imamı da atıp öyle ateşli bir sürü şeklinde yolculuğa çıkarlardı. Aha tüm kalıbımı buraya basıyorum yani. Parmak da basmak isterdim ama monitörümü kirletmek istemiyorum.
Bu arada sadede geleyim ben. Sevdiğim şairleri düşündüm taşındım. Tüm renklerin arasında çok hızlı bir şekilde kirlenen beyazın loşluğunda aklımdan, kendisine mecbur olduğum, dudaklarının dudaklarıma bir çay bardağı kadar yakın olmasını istediğim ve adını milyon kere tekrarlamaktan çekinmeyeceğim bir aşk silsilesi geldi geçti.
Topladım hesapladım. Bu şairlerden bir basketbol takımı kurmaya karar verdim. Oyun kurucu olarak Özdemir Asaf'ı seçtim. Pek bir iyi oldu. 3 tane forvet attım takıma; Attila İlhan, Ümit Yaşar Oğuzcan ve Sunay Akın. Sonuncu da pivot olsun dedim: Neyzen Tevfik. Hehe. :)
Şimdilik saha kenarında takılan 7 kişiyi oyuna dahil etmek için de Seamuss Siddeley, Sertalp Bilal ve Deli Profesör'ü davet ediyorum.
Arz ederim efendim!
( Bak, bak Terkos suyu! Öperim ben bunu!)
Edit: Bunu eklemeden geçemeyecem. :)





















3 Geyik Var - Sen de Öttür Borunu !:
Hiç alakam olmadı şiirle. Keşke olsaydı be!
Takıma benden bir kişi (Doğuş)
Şiirler bana hep bayağı gelmiştir evvelden beri.Ama ne zaman müzikle birleşseler anlamlı oluyor.Bu arada posta gazetesinin haydar dümen'den bile daha eğlenceli olan kısmına yer vermişsin.Ama ben en çok "posta gazetesi" ni akrostiş yapmaya çalışan dürzülere hastayım.Çünkü yılların kalemi oluyor genelde.Dilleri de ağdasız.
Yorum Gönder
- Yüreğiniz yukardaki yazıya yorum yazmak istiyorsa, lütfen sesini dinleyin. Yazması bedava la!
- "Ohoo! Ben şimdi yorumumu göndermek için Google hesabıma, şu hesabıma, bu hesabıma girmek için mi uğraşacam lan!" diyorsanız profil olarak "Adı/URL"yi seçip, sadece adınızı bile yazarak hiç bir hesaba girme uğraşı vermeden yorumunuzu gönderebilirsiniz. Öyle de kolaylık sunduk. Sırf sizler için.
- Ha ama aranızda "Benim Google hesabım, Open ID'im bilem var!" diye hava atmak isteyenler olabilir. Onlar da hesaplarına pek ala buyurabilirler. Başka bloglarda 3 dk tutan hesaba giriş süresi burda 2 dk. Gel abi.