Sabah, ezan sesiyle uyandı ahali. Bayram namazıyla dinçlik kazandı bedenler. Sonra, kurbanlıklar kesildi teker teker. Kanlı bıçaklar küçük çocukların kalplerini sızlattı, gözlerini yaşarttı. Yine de bir şekilde unutuldu. Çocuktular ne de olsa, unuturlardı. Unutmak en kolayıydı çünkü. Sonra, eller öpüldü. Şekerler, çikolatalar yendi. Kolonyalar koklandı. Bayram harçlıkları ceplere indi. En güzeli de bu kısmıydı zaten. Akşam oldu. Sofra kuruldu. Çorbalar, yahniler, börekler, pilavlar süsledi masayı...
Hatta bir şişe kola da kondu sofraya. Malum, kola bayramlarda aileyi birleştiren kutsal(!) bir içecekti. Sıcak ekmeği getiren çocuk, elini kola şişesinin soğukluyla serinletti. Sevimli bir tebessümle gülümsedi büyüklerine. Yavaşça, sohbet ede ede afiyetle yendi kurban edilen canlılar. Bu arada çocuklara bu yiyeceklerin sabah kesilen o sevimli kuzular, koyunlar olduğu söylenmedi. Yoksa yemezlerdi. Yoksa bir kurban bayramı, bir gözyaşına kurban giderdi.
***
Gece oldu. Yataklar hazırlandı. Bir sonraki günün bayram harçlığı cirosu düşünülerek uykuya dalındı. Güneşin doğmasına daha çok vardı.
Herkesin Kurban Bayramı mübarek olsun!!
Ama Devamı da Var!! >>>